Baba Mansurlular
Baba Mansurlular Tunceli / Dersim’nin Mazgirt ilçesinin Muhundu (Darıkent) bucağına ve yakınındaki Şöbek (Yeldeğen) Köyü’ne yerleşirler. Merkezleri burası olur. Dergâh, burada kurulur ve talipleri buradan denetlenir. “Baba Mansur Duvarı” olarak adlandırılan dergâhın duvarı halen durmaktadır. Bu duvar Dersimli’nin “mihrabı” ve Dersimli için bir ongun (totem)dir. Söylencesel bir kutsallığı vardır. Burası Dersim’in önemli ziyaret yerlerinden biridir. Söylencesinin değişik türevleri (varyantları) anlatıla gelmektedir. Bir anlatıma göre, Sultan Alaeddin’in Baba Mansur’dan mucize göstermesini istemesi üzerine, o da yanına aldığı dört kişiyle Muhundu’da fırına girer ve yanmadan çıkarlar. Bir başka söylence de, ayıya binip eline yılanı kamçı olarak alan Hacı Kureyş’e karşın daha zor bir mucize göstererek Muhundu’daki dergâhının duvarına binip yürütmesi, Hacı Kureyş’i bu biçimde karşılaması ve onu utandırmasıdır. Bu olay üzerine Hacı Kureyş, Baba Mansur’a bağlanır ve onu “mürşit” edinir.
Baba Mansurlular Tunceli / Dersim’nin Mazgirt ilçesinin Muhundu (Darıkent) bucağına ve yakınındaki Şöbek (Yeldeğen) Köyü’ne yerleşirler. Merkezleri burası olur. Dergâh, burada kurulur ve talipleri buradan denetlenir. “Baba Mansur Duvarı” olarak adlandırılan dergâhın duvarı halen durmaktadır. Bu duvar Dersimli’nin “mihrabı” ve Dersimli için bir ongun (tetem)dir. Söylencesel bir kutsallığı vardır. Burası Dersim’in önemli ziyaret yerlerinden biridir. Söylencesinin değişik türevleri (varyantları) anlatılagelmektedir. Bir anlatıma göre, Sultan Alaeddin’in Baba Mansur’dan mucize göstermesini istemesi üzerine, o da yanına aldığı dört kişiyle Muhundu’da fırına girer ve yanmadan çıkarlar. Bir başka söylence de, ayıya binip eline yılanı kamçı olarak alan Hacı Kureyş’e karşın daha zor bir mucize göstererek Muhundu’daki dergâhının duvarına binip yürütmesi, Hacı Kureyş’i bu biçimde karşılaması ve onu utandırmasıdır. Bu olay üzerine Hacı Kureyş, Baba Mansur’a bağlanır ve onu “mürşit” edinir.
Bu söylencenin bir başka türevinde ise bu mucize gösterisi Baba Mansur ile Seyyid Mahmud Hayrani arasında geçer. Baba Mansur, “cansız duvarı” yürüterek Seyyid Mahmud Hayrani’ye karşı varlığını ispat etmiş olur. Bu durum, Baba Mansurluları Kureyşanlıların “piri” konumuna yükseltir.
Mucize göstermede zoru seçmesi Baba Mansur’un etkinliğini arttırır, taliplerinin çoğalmasını sağlar ve diğer yöre Alevi ocakları arasında “mürşitlik” konumuna çıkmasına neden olur.
Bir söylence de kimilerince Baba Mansur’un oğlu olduğuna inanılan Düzgün Baba için anlatılır. Adı, Nazimiye’deki bir dağa (Düzgün Dağı) ve bu dağın tepesindeki ziyarete verilmiştir. Anlatılagelenlere göre, Düzgün Baba bir kış gecesi bu dağın doruğuna çıkar. Burada Hz. Ali’ye kavuşur. Bu söylencenin yarattığı etkinlikle Düzgün Baba, Dersim Alevi inancında namusluluğun, doğruluğun ve bağlılığın simgesi olarak bilinir. Büyük andlar burada veya buraya yönelinerek içilir. Kışın fırtınalı ve soğuk günlerinde dışarıda kurban kesilemediği anlarda içeride Düzgün Baba’ya yönelinerek kurbanlar kesilir. Bu etkinin bir sonucu olarak, gerek Dersim bölgesinde ve gerekse Baba Mansur ailesinde “Düzgün” adı öteden beri çokca konulur.
Ocak merkezi Mazgirt olmasına karşın Baba Mansurlular zamanla Tunceli’nin tüm ilçelerine dağılırlar. Dersim’de üç merkezleri oluşur. Bunlar; Mazgirt’in Muhundu, Pülümür’ün Tahtı ve Gersinot köyleridir.
Buralardan Erzincan, Tercan, Çayırlı, Erzincan’ın Kismikör, Erdene köylerinde Baba Mansurlar bulunmaktadırlar. Ayrıca Baba Mansurlardan tanınmış şu kişiler vardır. Erzincan / Çayırlı Başköy’de Seyyid Veli, Seyyid Süleyman, Seyyid Hasan’ın oğlu Seyyid Hüseyin, Seyyid Derviş Tur, Tolustan’lı Seyyit Hasan Hüseyin Ulutaş, aslen Karakoçan’lı olmasına rağmen sonradan Tercan’a yerleşen ve oradan 1937’de Dersim sürgünlerine eklenen Seyyid Cafer Efendi (Akbaba).
Erzurum’un, Aşkale, Tekman Erduran Köyünde, Dağlar’da, Mergezer’de, yeni ismi Çatkale’dir.
Pülümür / Yeldeğen Bucağı’nda, Gersinot, Tahti, Seyitler, Mazgirt ilçesinin Muhundu (Darıkent) bucağına ve yakınındaki Şöbek (Yeldeğen) Köyü, Yine Darıkent yakınlarında bulunan Şöbek, Lödek, Küpük Köylerinde de Babamansurlu Seyyit aileleri vardır. (188) Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Yöneticilerinden Seyyit Hüseyin Ayık ( Viyana Alevi Kültür Birliği Derneği başkanı Seyyit Hasan Ayık’ın amcasıdır), Avrupa Alevi Akademisi Başkanı Seyyit Mustafa Düzgün,Almanya’da yasayan Seyyit Hüseyin Akbaba Dersim bölgesi Babamansur’lardandırlar.
Sivas’ın Divriği ve Zara Kızılkale Köyü’nde vardırlar. Zara doğumlu, Viyana Alevi Kültür Birliği Derneği kurucularından Seyyit Nuri Yılmaz, yakın akrabası olan ve İstanbul Yanibosna Cem evi Dedelerinden Seyyit Veli Gülsoy, Baba Mansurlu Seyyitlerdendirler.
Günümüzde pek çok Baba Mansurlu da diğer Seyyit ve Talipler gibi başka bölgelere, örneğin İstanbul, İzmir, Bursa, Ankara, Mersin gibi büyük kentlere göçmüşlerdir
Adıyaman, Malatya, Nevşehir, Kırşehir, Maraş (Kahramanmaraş), Tokat, Çorum, Tunceli, Erzurum, Erzincan, Bingöl, Muş, Elazığ, Kars, Sivas İl ve İlçelerinde ve bu bölgelere bağlı Alevi aşiretlerinin çoğu Baba Mansur ocağına bağlıdırlar. Kimilerinin “pirlik”lerini, kimilerininse “mürşitlik”lerini üstlenmişlerdir. Ve yakın tarihte bu bölgelerden çeşitli nedenlerle özellikle Metropoller dahil olmak üzere Türkiyenin çeşitli yerlerine ve Avrupa ülkeleri ağırlıklı olmak üzere dünyanın pek çok ülkesine göç eden Baba Mansurlar ve bu ocağa bağlı çok sayıda Aleviler mevcuttur.. Bu bölgenin önemli aşiretlerinden Abdalanlılar, Şavalanlılar, Balabanlılar ve bir aşiretler konfederasyonu olan Koçgirililer tümüyle Baba Mansur Ocağı’nın talibidirler. Dahası Koçgiri aşiret topluluklarını Aleviliğe zamanıyla Baba Mansur dedeleri kazandırmışlardır. Bunların dışında daha birçok aşiretin ve ailenin pirlik ve ve mürşitliklerini yapmaktadırlar. Doğudaki Alevi Ocakları içerisinde sayıca talibi en çok olanı Baba Mansur Ocağı’dır.
Baba Mansur’un ailesi Ehl-i Beyt kökenli olmasına karşın, Türkistan – Horasan -Maveraünnehir’de yaşayan Türk / Türkmen topluluklarının bir kısmının bu çizgiye kazandırılmasına katkı sunmuşlardır. Bu oluşumun merkezi İran / Horasan’dır. Faaliyet alanı ise İslam / Yesevi tasavvuf okuludur. Yesevi tasavvufunun önde gelenlerinden Baba Mansur ve diğer Horasan erenleri bu inancı Anadolu’ya taşımışlardır. Bizzat Ahmed Yesevi tarafından Anadoluya gönderilen Baba Mansur, Horasan erenlerinin ilk gelen Pirlerindendir
Dolayısıyla; Doğu Anadolu’nun kapılarının Türkmen ve Oğuz kavimlerine açılması, Anadolu’nun yurt edinilmesine ve İslam tasavvufunun yerleşmesine önemli ölçüde katkı sağlamıştır. Koçgiri boylarlarını Aleviliğe kazandırmaları bunun en belirgin örneğidir.
Hacı Bektaş Veli’den önce Anadolu’ya gelerek özerk kurumlar durumuna gelen, içerikleri ve hizmetleri bir birine çok benzeyen bu ocaklar, yakın dönemlere kadar Hacı Bektaş Dergâhı’ndan bağımsız hareket etmişlerdir. Alevilik – Bektaşilik ve bu bağlamda oluşan olaylar, olgular ve kurumlar yeterince araştırılıp su yüzüne çıkarılmamıştır. Alevi dede ocakları bunun başında gelir.



Temmuz 27th, 2010
Zulfikar
Posted in
Tags: